ZULM İLE ABAD OLAN KAHR İLE BERBAD OLUR

 

Biz Türkiye’de tahsil görmekte olan Afganistanlı Türk gençleri olarak her ne kadar Türkiye’de kendimizi memleketimizde gibi hissetsek de, yine gözümüz kulağımız Afganistan ile ilgili haberlerdedir. Doğduğumuz, şimdiye kadar yaşadığımız, yakınlarımızın da yaşamakta olduğu memleketimizden uzakta olmamız, bizim kalbimizin memleket ve millet için atmasına engel değildir. Afganistan, içinde yaşayanlarımızla, dağı ile taşı ile toprağı ile canımızdan bir can, tenimizden bir tendir.

28 Mayıs 2007 tarihi itibariyle gelen bir haber bizim yüreğimizi sızlattı. Canımızdan can alınmıştı. Hak hukuk bilmez, zalimin oyuncağı bir valiyi protesto eden insanlarımızın üzerine ateş açılmış; dokuz canımıza kıyılmış, onlarca canımıza da vicdansızca kıyılmak istenmişti. Şehitlerimize Tanrı’dan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Yüreğimiz kan ağlasa da milletimizi itidale davet ederek acılarını paylaştığımızı, zemini ve zamanı geldiğinde suçlularından hesap sorulacağını ilan ediyoruz. Milletimiz üzerinde oynanan oyun hakkında gözlemlerimizi ve ikazlarımızı da bu arada ülkemizin aydın gençleri olarak halkımızla da paylaşmak istiyoruz:

Atalarımız su uyur düşman uyumaz demişler. Onlarca yıldan beri düşmanın rahat bırakmadığı bu topraklarda rahatı ve huzuru bulmak, temin etmek düşmanın siyasetini iyi anlamak ile mümkün olacaktır. Düşmanın adı değişse de maksadı hedefi değişmemiştir. Asıl hedef; bizi güçlü bir devlet ve birbirine eşit haklarla bağlanmış hür bir halk olmaktan uzaklaştırmaktır. Zayıf bir Afganistan devleti ve birbirine düşman edilmiş bir halk bizim dışımızda herkesin işine gelmektedir. Bunun için zaman zaman tankları ile tüfekleri geldiler, cebir kullandılar; zaman zaman içimizden satılmış uşaklarla bizi birbirimize kırdırma yoluna gidip hile yolunu kullandılar.

Bu çerçevede huzur ve sükûn ortamını yaşayan Afganistan’ın kuzey vilayetlerini de diğer bölgeler gibi korkunun, şiddetin ve terörün içine çekmek istemektedirler. Bunun için Melikler, Ekberler buldular, başaramadılar. Paşamızın akıllı siyaseti sayesinde bu gaileler düşmanın oyununu boşa çıkartılarak atlatıldı.

Şimdi düşman iki yönden birden saldırmaktadır. Birincisi devletle halkı karşı karşıya getirmektir. Akıllı idareciler kendi halkı ile karşı karşıya asla gelmezler. Bağlan valiliğinden halk istemediği için uzaklaştırılmış bir kişiyi Cevizcan eyaletine vali yaptırmak bu planın ilk adımıdır. Uygulamaları ile burada da kısa sürede istenmeyen adam konumuna gelen bu vali devlet ile halkı karşı karşıya getirmiştir. Okuma yazması bile olmayan Cuma Han Hemderd, cehaletinin gereğini, düşmanın oyununa gelerek göstermiş, kendisini protesto eden silahsız insanların üzerine ateş açtırarak, onlara polis gücünü kullanıp eziyet ederek hemdert olmadığını, dert olduğunu ispat etmiştir. Dünyanın neresinde olursa olsun silahsız insanların üzerine ateş edip, onları öldürmek ve yaralamak en hafif deyimiyle katliamdır. Bu hiçbir hukuka sığmadığı gibi vicdanla ve insanlıkla da alakası olmayan bir olaydır. Hele Müslümanlıkla asla bağdaşmaz.

İkincisi, Afganistan halkı arasında Türk, Peştun, Tacik, Hazara düşmanlığı yaratarak istikrarın bozulmasını, kendi derdine düşmüş halkın işgalcileri uzlaştırıcı, arabulucu, iyiliksever insanlık havarisi olarak görmesini sağlamaktır.

Bunu Afganistan’ın dışından daha rahatça görebiliyoruz. Şibirgan’daki vahim olay olmadan önce gazeteler desti leyliden ve cenk kalesinden birden bire bahsetmeye başladılar. Taliban esirlerinin binlercesinin insanlık dışı nasıl katledildiklerini yazmaya başladılar. Çarpıtılan ve halklar arasında kin ve nefret tohumları ekmeye yönelik; geçmişin yarasını sarmaya değil, deşmeye yönelik bu yayınların ardından gelen ferasetten nasibini almamış Cuma Han Hemderd’in akılsızca hareketi oyunun içinde oyun olduğunu daha açık göstermiştir.

Talibanı ortaya çıkaran düşman, Taliban kontrolünden çıkınca onu Dostum paşa ile cezalandırmak istemiştir. Bu oyuna Paşamız gelmeyince, onu Melik ile içten yıkmak, yok etmek istemiştir. Düşmanın oyununa gelen Melik de zulüm ile payidar olunamayacağının örneği olmuştur. Hakkı tutanlar, halkının yanında olanlar ebet müddet payidar olurlar. Melikler gitti, Ekberler geldi, ama halka ve hakka dayanmadıkları için hep kayboldular. Hakkı ve halkını savunan Dostumlar karanlıkta yıldızlar gibi yol göstermeye devam ediyorlar.

Cuma Han Hemderd de cehaletinin ve zulmünün karanlığında elbette kaybolup gidecektir. Bu zalimin hak ettiği cezayı vermesini devletimizden bekliyoruz. Tıpkı bu maşa gibi, onu tutan el de azmimiz, birliğimiz, Hakka ve halkımıza inancımız karşısında eriyip yok olup gidecektir. İnanıyorsak muhakkak başarırız. Biz gücümüzü Hak’tan ve halkımızdan alıyoruz. Halkımızın engin tecrübesini yansıtan şu söz, ilahi bir hükümdür ve düşman ile işbirlikçilerinin akıbetini ilan etmektedir:

Zulüm ile abat olan kahr ile berbat olur.

 

 

Home