|
Fizik öğretmeni
sınıftan içeri girer:
-سلام
شاگردان عزیز
درس امروز ما
نسبیت است یکی
از نظریه های
دانشمند
مشهوراینشتین
میباشد
( Salam şagirdan aziz dars imroz
ma nisbiyat ast yeki az nazarya
hayı danişmandan
maşhur Eistein mebaşad).
Önceden birazda olsa kulak dolgunluğu olan öğrenciler büyük ihtimalle
Einstein'in büyük buluşları olan bir bilim adamı
olduğunu bildiğinden
konunun fizikle ilgisi olduğunu tahmin etseler de (kulak dolgunluğu
olmayanlar için Farsça konuşan kişinin fizik öğretmeni olması bir ipucu
olabilir) öğretmenin
bir sonraki cümlesi büyük ihtimalle tüm umutlarını
silip atacaktır.
قانون
نسبی خصوصی
مساحت و زمان
مناسبات
مشترک با هم
دارد که
چنانچه در
سرعت نور ثابت
است. و نظریه
وظعیت را به
آنجا سوق میدهد
که آنجا دو
مشاهده
کننده میتواند
بالای فاصله
و مسافت زمان
بین حوادث
مخا لف هم دیگر
باشند.
(Qanun nisbi hususi masahat va zaman munasabat
mushtarak ba ham darand ke chunanche
dar surat nursabit
ast. va nazarya vaziyet ra ba anja
savq medehad ke anja du
mushahede kunande metavanat balayi fasila va masafet
zaman bayni havadis muhalif ham digar bashand)
Ne yaptın hocam?
Bu cümle Farsça eğitim veren orta ve lise
öğretim kurumlarında
fiziğin en temel konularından biri olan 'özel
relativite teorisi'ni anlatırken kullanılan
cümledir. Ya da öyle olmalıdır,
aksi takdirde relativite teorisini Farsça olarak Güney Türkistan öğrencisine
anlatmak isteyen yine bir Güney
Türkistan öğretmenin
açıklaması eksik
veya yanlış olacaktır.
Quyash çaktırmadan sıra arkadaşının
kulağına eğilir:
- Kerim, geçen derste Hasan öğretmen نسبیت
عمومی'
diye birşey
anlatmamış mıydı?
Bunun bir geneli bir de özeli mi var?
- Oğlum Einstein ünlü
bir bilim adamı değil mi? Adam düşünmüş işte. Sende
anlamaya çalış.
- Hangisi daha önemli acaba?
- Özeli varsa herhalde geneli o kadar önemli olmasa gerek.
- Boşver zaten bak şurada bir yarım saat daha kaldı,
şimdilik dinliyormuş
gibi yapalım, bitsin de teneffüste bahçeye çıkıp top oynayalım.
Einstein Farsça düşünmeye çalışsaydı...
Almanya'nın Ulm kentinde doğan ve Alman vatandaşlığının
ardından İsviçre
ve
sonunda Amerikan vatandaşlığına geçen
Einstein'in anadilinin ve orjinal
teorilerinin hepsinin Almanca olduğunu biliyoruz.
Ana dilinde düşünebilen
ve soruları yargılayabilen Einstein buna
bir de
kendi düşünce ve ufkunu ekleyince
aynı konularda çalışmalar yapan kendi
döneminin bilim adamlarının hepsini geçmiş ve adını tarihe yazdırmıştır.
Farsça düşünmeye çalışan bir Einstein bugün tarih sahnesinde
silinip
gidecek bir bilim adamından öteye gidemezdi.
Benim Güney
Türkistanlı kardeşim
okulda Peştuca Arapça ve Farsça
öğrenmek zorunda. Bütün fen ve sosyal bilimleri de Fars dilinde
öğrenmek zorunda. Okula yeni başlayan
bir Güney Türkistan genci 7 yaşındadır bu genç Özbek veya
Türkmendir her neyse bir Türktür bu
genc Fars dilini öğrenebilmesi için en az 4 veya 5 sene gerekli
Fars dilini öğrendiği vakit sınıf arkadaşları 5nci sınıfta
olacak. Sınıf arkadaşları fizik biyoloji kimya vs okurken bizim
kardeş yeni yeni Farsçayı kavramıştır. Artık
Farsça olarak fizik kimya okumak
isterken yeni bir duvara tosluyor
bu kez Peştuca ve Arapça dersleri başlıyor. Anladığınız
bizim Güney Türkistanlı gençler 12nci sınıftan mezun olduğunda Arapçayı hiç bilmemiş oluyor Peştucayı yarım yamalak Farsçayı biraz iyi ama en önemlisi
fen ve sosyal bilimlerden de gafil kalacaklar. Bu genç şimdi hangi dilde düşünsün. En acı vereni de bu genç üniversite
sınavlarına girdiğinde
başarısız olur.
Sonra
depreasyona girer
ve özgüveni tamamen yok olur.
Özgüvenini ve umudunu yitiren her şeyini kaybetmiş sayılır. Afganistan denen toprak parçası içinde en zengin ve en verimli toprak Güney Türkistan bölgesidir. Petrol ve doğal gaz burda sulu tarım
arazisi burda en zengin işadamları bu bölgeden medeniyetin
beşiği burası
Mevlana Ali Kuşçu Biruni gibi dünya çapında Türk bilim adamlarını
yetiştiren yine bu bölge. Afganistan
denen toprak parçası nufüsünün %65 bu bölgede yaşıyor.
Peki bu
kadar avantajlı durumdayken niye geri kaldık. Bence sebep eğitim
sisteminin bozukluğu.
Güney Türkistanımızın
tekrar yükselebilmesi için eğitimin Türkçe verilmesi birde Arap alifbasından
Latin alifbasına geçmesi
gerekmektedir.
Kendi çocuklarımıza, kendi ana dillerinde yargılamayı öğretemeyen
bir eğitim
sistemi olduğu sürece yurt çapında veya uluslararası alanda başarılı olmamız mümkün değildir.
Türkçeyi sadece konuşmaktan öte, çocukluk döneminden itibaren kendi
anadilinde kavrayabilen ve yargılayabilen, kısacası Türkçe düşünebilen bir
nesil yetiştirmemiz lazım.
Bilim kendi rakiplerinizi bilginizle, düşünce stilinizle, ufkunuzla
sindirmektir. Farsça bilim öğrenmeye zorlamak yanlıştır.
Çocuklarımıza
Farsça eşitim vermek demek, onları daha yolun en başında bilinçaltlarına
'sindirilmiş bir toplum bireyi' mesajını yerleştirerek
kaybetmeye mahkum
etmektir.
Ve belki bu sayede, aradan
bin yil geçmiş olmasına rağmen, İbn-i Sina, Ali
Kuşçu, Ömer Hayyam, El Buruni gibi tarihte önemli çalışmalarda bulunmuş Türk
bilimadamları olarak
kabul
edilen listelere binlerce yeni genç beyinlerimizi
ekleyebilecek bir bilimsel platform yaratırız.
'Görecilik Teorisi'ne geri dönecek olursak
Fizik öğretmeni derse girer:
- Çocuklar, bugün size izafiyet teorisini, tam Türkçesiyle görecelik
teorisini anlatacağım.
- Hocam o ne demek?
- Mesela, diyelim ki mutfakta yanan ateşin üzerine elinizi tuttunuz, o geçen bir
dakika size bir saat gibi gelecektir.
Ama diyelim ki, sevdiğiniz bir insanla
bir saat beraber vakit geçirdiniz, o bir saat size bir dakika gibi
gelecektir. İzafiyet
teorisi temeli budur. Zaman kişiye ve konumuna bağlı
olarak görecelidir. Bugün dersimizin konusu bu.
Belki görecelik teorisini tamamıyla bu cümle ile
ifade edemeyebiliriz ama
zor bir konuya giriş yapacak ve ilgi
uyandırmak isteyen
her öğretmenin
benzer ifadeler kullanması faydalı olabilir.
Aynı girişi Farsça yapmak zorunda kalırsak:
- اگر
شما دست
خودرا به حریق
نزدیک کنید.....
Quyash sıra arkadaşının kulağına
eğilir:
- Kerim حریق ne demek?
|